Kayseri’de ESKİ Düğünler

Kadın ve erkeklerin en mutlu günlerinden biri de kuşkusuz düğünleridir. Teknoloji ve bilişim çağında yaşadığımız şu dönemde eskiye duyduğumuz özlem daha da artmakta. Birçok adetlerimiz gibi düğünlerdeki gelenek ve göreneklerimizde unutulmaya yüz tutuyor. İşte Kayseri’de yapılan Eski Düğünlerdeki adetler…

Kayseri’de ESKİ Düğünler
10 Haziran 2019 - 21:26 'de eklendi ve 147 kez görüntülendi.

Bir şehrin kültür hayatını anlamaya çalışmak, o şehri tam anlamıyla tanımak demektir.

Mahalli düzeyde geliştirilen ahlâki ve , mimari, edebiyat o şehrin ruhunu teşkil eder.

Kuşkusuz ki toplum hayatında evliliğin bu bağlamda özel bir yeri vardır.

Evlilikler özellikle tören, töre, âdet, gelenek görenek ve ritüeller açısından çeşitlilik arz eder.

Kayseri düğünlerinde bazı uygulamalar günümüzde değişmiş yada kalkmış olsa da bir tadındaki bu uygulamaları hatırlamak eminim hoşunuza gidecektir;

A. DÜĞÜN ÖNCESİ

1.

2.Dünürcülük

3.

4. almak

5.Kalın duası

6.Şerbet

7.Nişan

8.Dünür gezmesi

9.Dünürlük çağırma

10. serilmesi

11.Çeyizaltı

12.

13.

B. DÜĞÜN

1.

a)Kız kınası

b)Erkek kınası

2.Gelin göçürme/Koçu

3.Nikâh

C. DÜĞÜN SONRASI

Kızarkası

A.DÜĞÜN ÖNCESİ

1.Görücülük

Görücülük usulüyle yapılan evliliklerde genellikle oğlunu evlendirmek isteyen anne sabah erken saatlerde genellikle 8’den itibaren kendisine tavsiye edilen kızın evine gider.

Kapıyı açan kişiye “misafir kabul eder misiniz?” diye sorar.

Kayseri’de çat kapı görücülerin gelmesi adetten olduğundan evinde yetişkin kızı olan aileler bu durumlar için daima hazırlıklıdırlar.

Kız evi misafirleri içeri davet eder.

Kızın misafirlere hoş geldiniz demesinden sonra ondan su istenir.Bu su içmek amacıyla değil, dışarı çıkan kızın tekrar içeri gelmesini sağlamak için olup amaç endamına bakmaktır.

Anadolu’nun tamamında yaygın olan “Anasının serdiği sofra bezinde kızı da oturur” anlayışı ile kızın tavrı, terbiyesinin yanı sıra, evin tertibi, düzeni ve temizliğine de bakılır.

Görücü gelenlere kahve ikramı âdet olmadığından bu ziyaret çok kısa sürer.

Bu kısa görüşmeden sonra eğer erkek tarafı kızı beğenirse, diğer akrabaların da fikrini almak için kız evine bir kez daha gider.

Kız hakkında düşünceleri olumlu olursa kızın annesine “Kızını beğendik almaya karar verdik. Bize filân derler, evimiz filân yerdedir, oğlumuzun adı şudur, arkadaşları şunlardır, işi şudur, dükkânı şuradadır…” derler.

Kızın annesi de mehil ister. “Kısmetse akraba oluruz” diye nazikçe cevap verir.

Günümüzde ise erkek tarafı kızı beğenirse evden çıkarken kız evinin kendilerini araştırması için “kart” bırakmaktadırlar.

Kız evinin araştırması neticelendiğinde erkek tarafının kadınları kız evine giderek “Dünürümüzü salalım mı ?“ diye sorarlar.

Kız evinin düşüncesi müsbetse tarih söylerler. Ancak kızı vermeyeceklerse kız kaç yaşında olursa olsun, bir reddetme klişesi olarak “kızımız küçük” cevabını verirler. Günümüzde ise yaygın ve dini bir terminoloji ile eğer karar olumsuzsa “istiâremiz iyi çıkmadı” derler. Ancak erkek tarafı zengin, kaçırılmayacak belli başlı bir aile ise istiâre olumsuz ise tekrar istiâreye yatarlar…Yine olumsuz ise bu sefer de başka birisi isitâreye yatırılır…Ta ki olumlu birşeyler görene dek.

2.Söz Kesme / Dünür Kahvesi

Kız ve erkek evinin kat’i kararı neticesinde erkek evinden dede, amca, dayı, baba ve diğer yakın akrabalardan oluşan erkekler topluluğu söz kesmeye giderler. Ancak daha önceden kız evine kahve, şeker vs. gönderilir.

Kızın babasından “Allah’ın emri Peygamberin kavli ile” kızı istenir. Kimi zaman baba formalite olarak süre ister. Erkek tarafı dışarı çıkıp tekrar gelir ve teklifini tekrarlayarak kati söz ister. Söz esnasında getirilen imam tarafından dua okunur ve hayırlı olması dilenir.

Söz kahvesi önemlidir.

O mahallede kahveyi en güzel kim pişirirse, söz evine o kişi çağırılır.Kızın babası, kahveyi pişiren kadına yüklü bir bahşiş verir. O da aldığı parayı kızın çeyizine bırakır. Bu âdettendir.

3.Kalın Duası

Söz kesildikten sonraki Cuma günü kızın ve oğlanın babası tanıdıklara haber yollayıp “yarın kalın duasına buyurun” derler. İmam veya ailenin bir büyüğü tarafından dua edilir. Daha sonra taraflar maddi güçlerine göre gelin kızın “mehri” kararlaştırırlar. Yine bu toplantıda gelin kıza oğlan evi tarafından takılacak “hülliyat” tespit edilir.

Normal bir hülliyatta, bir çift burma altın bilezik, beşibirlik altın, Mahmudiye altını, üzeri altınlı fes, elmas küpe, 15 cm eninde bir altın bilezik bulunur. Kız evinin isteğine göre bu takılara “Ata” veya “Reşat”, 100 kadar altından oluşan “fişeklik”de eklenir.

Ayrıca kızın şerbette giyeceği elbiseyi almak da erkek tarafının vazifeleri arasındadır. Erkek tarafının mali gücü bunları yapmaya yetmediği durumlarda çözüm yolu aranır. Fişeklik almaya gücü yetmeyen aileler kuyumcudan veya herhangi bir aileden güvence vererek fişekliği ödünç alır ve bir süre sonra iade ederler. “Düzen” adı verilen elbiselerin alımında da erkek ve kız tarafı birlikte çarşıya çıkar. Alınan bu hediyeler ve erkek tarafının akrabaları tarafından alınan “saçı” denilen hediyeler Pazartesi sabahı kız evine yollanır.

Bu hediyelerde halı ağırlıklıdır. Bir kızın çeyizi küçümsenmek istendiğinde 5-6 halısı var denilirdi.

4-Şerbet ve nişan

Şerbet günü erkek evi tarafından kız evine şerbet için malzeme gönderilir. Kız ve oğlan evi davetlileri, öğle ezanından itibaren toplanırlar. Törene gelen herkes gelin kıza bir tülbent getirir. Bu, zaman içinde eşarba dönüşmüştür. Gelin kız topluluğun ortasında ayakta durur ve misafirler getirdikleri tülbentleri gelinin başına atarlar. Bu sebepten dolayı şerbet töreni, “yapuk bürütme” olarak da isimlendirilir. Davetliler def eşliğinde çalıp söylerler. Çeşitli oyunlar oynanır. Sonra, erkek evinden yaşlı bir kadın, gelin kızımızı getirin der, kız önce erkek evinden gelenlerin sonra kendi tarafının elini öper. Bu sırada gelin kıza bir arkadaşı eşlik eder. El öpme işi bittikten sonra kız odanın ortasına getirilir. Önce kayınvalidenin hediyesi olmak üzere bütün takılar sahibinin de adı zikredilerek geline takılır. Takılar takıldıktan sonra kayınvalide nikâh yüzüğünü verir ve geline takılır. Yüzük takıldıktan sonra dışarıya çıkan kızın ardından;

-Bahçe pezük değil mi

-Yürek ezük değil mi

-Ben sevdim eller aldı

-Bana yazık değil mi ?

-Sepet sepet narım var

-Bu gün çok efkârım var

-Erciyes’in ardında

-Fidan boylu yarim var

-Dağlar duman içinde

-Saçım harman içinde

-Ben sevdiğimi buldum

-Şu Kayseri içinde,

gibi muhtelif mani ve türküler söylenir.

Sonra şerbet ikramı yapılır. Şerbetten bir sürahi de damada gönderilir. Şerbet töreni esnasında damadın arkadaşlarından birisi eğer kız evinden bir şey çalarsa, çalınanı geri alıp kız evine iade etmek için damat ziyafet vermeğe mecburdur.

5.Dünürlük Çağırma

Şerbet töreninden birkaç gün sonra başlar. Eskiden sabah, öğlen sonu veya akşam yapılırken günümüzde akşamları yapılmaktadır. Amaç heriki tarafın akrabaları arasında tanışma ve kaynaşmayı sağlamaktır. Gelin kız gittiği her eve kendisine alınan bütün elbise ve takıları götürür ve giyer. Her seferinde de el öper.

6.Çeyiz Serilmesi

a-Çeyiz Altı

Kızın çeyizi erkek evine gitmeden önce çeyizle birlikte erkek evinden çeşitli vesilelerle gelen hediyeler sergilenir. Bu çeyiz sergileme kınadan birkaç gün önce yapılır. Buna “çeyiz altı” denir. Çeyiz altından önce çarşıya çıkılır. İhtiyaç olan eşyalar da alınır. Dikiş makinası, çatma denilen sedir yastıkları, “sebit” denilen ince köşe minderleri…vs gibi. Bu alınanlar da diğer eşyalarla birlikte sergilenir. Bazen erkek evi için hazırlanan bohçalar da burada sergilenir.Çeyiz ve diğer eşyalar Salı günü dualarla toplanır ve sandıklara yerleştirilir. Çarşamba günü oğlan evinin erkekleri ve yakınları türküler söyleyerek çalgıcılar eşliğinde kız evine gelirler. Eskiden at veya develerle taşınan çeyizler şimdi arabalarla taşınmaktadır.

b-Sandık Kapama

Çeyiz ,kız evinden çıkmadan sandığın üzerine kız tarafından ya hatırlı bir kişi yada 9-10 yaşlarında bir çocuk oturur. Bu kişi sandığı vermekte nazlanır ve ancak oğlan tarafının bahşiş vermesiyle kalkar. Çeyiz oğlan evine giderken başka bir çeyiz götüren grupla karşılaşırsa küçük bir döğüş olur. Yenen taraf yol üstünlüğü kazanır. Oğlan evine gelen çeyiz orada da bir odada sergilenir.

7-Gelin Hamamı

Salı günü gelin kız hamama götürülür. Hamamın tamamı veya bir kısmı tutulur. Büyük evlere ve zenginlere iki kalıp, küçük evlere bir kalıp sabun gider. Bu sabunlar davetiye niteliği taşır. Hamama gelmeyecekler sabunu almayıp mazeret beyan ederler. Hamama gelirken gelin kız gelinliğini giyer. Kız tarafi natırlara bahşiş olarak kumaş getirir. Bu kumaşlar hamam duvarına gerilen iplere asılır. Hamamda kalındığı sürece def çalınır, türküler, maniler söylenir. “Erkilet güzeli” türküsünü söylerler. Bu sırada erkek tarafi da davetlilere para saçar. Daha sonra erkek tarafi gelin kızı alır. Diğer gelin ve görümceler gelin kızı ipek peştemale sararlar. Peştemallenirken omuzunun birinin açık kalmasına dikkat edilir. Ancak gelinin üşümemesi için peştemalin üzerine “fıta” denilen Kayseri’ye özgü ipekli bir bez örterler. Ayağına gümüş nalınlar da giydirilen gelin göbek taşının etrafında dolaştırılır. Sonunda gelin kız, oğlan evi kadınları tarafından yıkanır yıkanırken de maniler okunur, ilâhiler söylenir;

-Yemenimin uçları

-Çıkamam yokuşları

-Yarime selâm söyleyin

-Erciyes’in kuşları

Kızın yıkanması bittikten sonra erkek tarafı, kız evine gelin kızı “muvakkaten (geçici olarak)” diyerek geri verir.

8-Damat Derintisi

Damat derintisi oğlan evinde salı günü olur. Mahallenin bütün delikanlıları bu toplantıya iştirak eder. Aynı kadınların toplantısında olduğu gibi delikanlılar arasında da oyunlar oynanır. Yüzük oyunu ve Deveci oyunu bu oyunların en bilinen ve oynananıdır.

B. DÜĞÜN

1.Kına

a.Kız Kınası

Çarşamba gecesi kına gecesi diye tabir edilir.

Erkek tarafından kına, kına mumu adı verilen 15-20 adet mum ve kına çerezi gelir. Genellikle bu getirilen malzemeye bir sini baklava da eklenir. Kız evinde toplanan kadınlar kızlar muhtelif oyunlar oynarlar. Çalgıcıların eşliğinde türküler maniler söylerler. Kızın kınası, başı bütün bir kadın tarafından yakılır. Kına, kayınvalidenin takdir ettiği miktarda bir altın ile kapatılır. Halk arasında kına ile ilgili yaygın inançlar mevcuttur;

-Gelinin eline kına bolca koyulur çünkü kınası çok olan Kevser ırmağından su içermiş.

-Kına gecesi gelin oynarsa,

o sene buğday bereketli olurmuş.

Gelinin eline ve ayağına yakılan kına sabaha kadar açılmaz.

Kınada söylenen türküler, maniler gelin kıza ayrılığı, annesine babasına özlemi anlatan, gittiği yerde uyum sağlamasını ikaz eden niteliktedir. Genellikle de bu söylenen mani ve türkülerle gelin kızı ağlatmak hedeflenir;

-Elekten elen gınamı

-Yakın şu soyka kalanı

-Ağlatman gelin anamı

-İşte geldim gidiyorum

-Sılayı terk ediyorum.

-Babamın böyük hayadı

-Gardaşım çiftin dayadı

-Acısı beni boyadı

-İşte geldim gidiyorum

-Sılayı terk ediyorum…

a- Erkek Kınası

Erkek davetliler bazen aynı evde bazen de iki ayrı evde yaşlılar ve gençler olmak üzere ikiye ayrılarak toplanırlar. Erkek evinden bir grup kız evine kına almaya gelirler. Kız tarafı, erkek tarafına ortasında kına olan çerez dolu bir tepsiyi teslim eder. Duruma göre aileler bu tepsiyi çeşitli şekillerde süslemektedirler. Sigaraların şeker kağıtları ile süslenip bu tepsiye koyulmasını örnek verebiliriz.

Kına getirilirken yolda başka bir kına ekibiyle karşılaşırsa tartışma olur. Galip taraf geçme hakkını elde eder. Bu tartışmanın sebebi, önce geçenin mesut olacağına inanılmasıdır. Kına erkek evine getirilir.

Kuzeye doğru bir halı serilir ve kınayı yakacak kişi soluna damadı, sağına sağdıcı oturtur. Damadın sağ eline, sağdıcın sol eline kına yakılır. Kınalar kırmızı kurdele veya kırmızı ipekli tülbent ile örtülür.

Damat ve arkadaşları geç saatlere kadar eğlenirler.

Kına sabahı, perşembe günü gelin kız hazırlanır.

Gelinliği giydirilir. Babası veya başka bir aile büyüğü tarafından beline kırmızı kuşak bağlanır.

2.Gelin Göçürme – Koçu

Damat tarafı, düğün günü akrabalarına “Koçu”ya buyurun diyerek gelin almaya çağırır. Damat koçuya gelmez. Birkaç ahbabıyla birlikte hamama gider. Hamamda ahbablarının da parasını karşılar. Hamamdan sonra damat tıraşı yapan bir berber gelerek damat ve ahbablarının tıraşını yapar. Berber para yerine peşkir alır. Kız evinden gelen çamaşır damada bekar biri tarafından giydirilir. Erkek tarafı, gelini baba evinden çıkarırken defçi kadınlar şu türküyü söylerler;

-Hamamda yunduğum taşlar

-Emmi,dayı,kız kardeşler

-işte geldim gidiyorum

-Sılamı terk ediyorum.

-Tuz kabını tuzsuz koyan

-Büyük evi ıssız koyan

-Anasını kızsız koyan

-İşte geldim gidiyorum

-Sılamı terk ediyorum.

Süslenen at yada araba ile gelin yola çıkarken “güveyi yastığı” tabir edilen sırmalı yastık da erkek evine gelir. Kız evden çıkar çıkmaz evin bir odasında mum yakarlar, mum sönmeden tamamen yanıp biterse kızın mesut olacağına eğer bitmeden sönerse aksi olacağına inanılır. Kayınbaba evin kapısında gelini bekler. Gelin kayınbabasının elini öptükten sonra kayınvalide veya kayınbaba gelinin başına para ve arpa saçar. Bereketi temsil eden bu uygulama neticesinde bu arpa ve paralardan alıp kesesine, cüzdanına koyanların zengin olacağına inanılır. Kapıya kadar gelen gelin ayak direr ve yürümez. Damat kapının önüne çıkar ve gelinin koluna girer. Buna “Koltuk merasimi” adı verilir. Gelinin yine de yürümemesi üzerine kayınbaba herhangi bir mülkü gelinine verir. Gelin kapıdan içeri girerken testi veya su küpü damdan atılır. Gelin içeri girince kayınvalidenin elini veya eteğini öper; Oda,”Gelinim, hoş geldin, sefa geldin, ayağın kademli olsun, başın devletli olsun doğurduğun oğlan olsun, doğradığın kuyruk olsun” der. Gelinin ayağının altına koyun postu koyulur ki koyun gibi uslu olsun. Gelin, ziyaretçilerin rahatça görmeleri için yüksekçe bir yere oturtulur. Gelin eve girdiğinde en yaşlı kadın bir kepçeyi yavaşça gelinin başına vurur ve “sırrımı ele deme, tenceremi açma!” der. Sabahleyin başlayan düğün akşam saatlerine kadar devam eder. Çalgılar çalınır, oyunlar oynanır, türküler söylenir.  Düğünler çoğunlukla yemekli olur. Yörelere göre yemekler değişse de yemek sırasının şaşmamasınâ dikkat edilir. Bu yemekler kabaca şunlardır;

Etli pirinç çorbası, kavurma, piyaz, turşu, salata, açma börek, pirinçli lahana dolması, aşure, etli kuru fasulye, gerdan, yaprak sarması, etli bakla, bulgur pilavı, baklava, bamya, pilav, hoşaf, muhallebi.

Damat yatsı namazına sağdıçları ile birlikte gider. Camiden çıkışta damadın ayakkabısını alırlar ve bahşiş karşılığında verirler. Damat ilâhiler eşliğinde evine getirilir. Fırından getirilen ateş damat evinin kapısında sabaha kadar yanar.Bu kültürümüzde önem teşkil eden ocağın yanması, ocağın devamı temennisidir.

Bu durum eski Türk inançlarında ateşin koruyucu, temizleyici vasfı ile de açıklanabilir.

 3.Nikâh

Düğün öncesi veya düğünle birlikte kıyılan resmi ve dini nikâh mevcuttur.  Dini nikahın kıyılacağı saat nikaha katılacaklar haricinde kimseye haber verilmez. Muhtelif büyülerin nikah esnasında yapılacağı inancı yaygındır.

C.DÜĞÜN SONRASI

Kız Arkası

Düğünden sonraki cumartesi pazar oğlan evi, akrabalarını da alarak kız evine “Kız arkası ziyaretine” gider.

Damat bu el öpme ziyaretine giderken “Etek Altı” denilen hediyeler götürür.

Bunlar mevsimlik meyveler, kayınvalideye hırka, elbiselikler, baldızlara yapcıkdır.

Kayınbabaya da bazen kuran hediye edilir.

El öpmeden sonra kızın anne babası damatlarına, hediye verirler.

Bu ziyaretler karşılıklı yapılır.

Kız tarafı da akrabalarını yanına alarak oğlan evine gider. Bu kız arkası iade-i ziyaret gibidir.

Günümüzde ayrıca hanımlar gündüzleri karşılıklı olarak birbirlerine kız arkası olarak gitmektedirler.

Düğüne kadar geçen süre içinde oğlan evinin gelin kıza karşı bazı sorumlulukları vardır;

-Oğlan evi nişanlıyken gelin kızı düğüne götürdüklerin de eğer kız oyun oynarsa orada takı takarlar.

-Nişanla düğün arası Ramazan Bayramında elbiselik alıp gönderirler.

-Kurbanda ise bir koçu süslerler ve alnına altın takıp kız evine gönderirler.

Bugün bu düğün adetlerinin büyük bir çoğunluğu uygulama zorluğu, vakit darlığı ve zahmeti dolayısıyla uygulanmamaktadır. Ancak, genel hatlar değişmeden günümüzde de düğünler tüm canlılıkları ile devam etmektedir.

Kaynak : Mustafa Cingil

Diğer Kaynak;

•KAYSERİ DÜĞÜN ÂDETLERİ (Doç.Dr.Fatma Ahsen Turan)’ndan alıntıdır.

İLGİLİ HABERLER