Kayseri Haber Ajansı

KURBAN VE YAZININ BULUNUŞU..?

12 Ağustos 2019 - 17:28 'de eklendi ve 109 kez görüntülendi.
KURBAN VE YAZININ BULUNUŞU..?

geleneği en az insanlık tarihi kadar eskidir. Çok tanrılı (politeist) dönemlerde geleneği, insanların çaresizliklerinde, hastalıklarında, doğal afetlerde veya savaşlarda ilahlara , , ya da bir af dileme aracı olarak yapılan bir ibadet şekli idi.

Hemen tüm pagan inançlarda olduğu gibi, gerek çok tanrılı (politeist) ve gerekse de tek tanrılı (monoteist) dinlerde de kurban önemli bir ibadet şekli olarak hep yerini korumuştur.

daima tek bir tanrıya inanmışlardır. Türkler hiç bir zaman kendi yaptıkları !

İnandıkları () tamamen soyut ve tek bir yaratıcı olup zamandan ve mekândan münezzeh (!) idi.

 

( Kül Tigin Yazıtı,kuzey yüzü; “Zamanı Tanrı yaşar, kişioğlu ölmek için yaratılmıştır ” )

Kadim Türkler, Gök Tanrı’ya, dağlar üzerinde özel hazırladıkları yerlerde, özel gün ve zamanlarda törenle kurbanlar sunarlardı.

Türkler’de ayrıca bir de “kansız kurban” uygulaması vardı ki bunda ise kurbanlık olarak seçilen hayvan doğaya azad edilirdi !

Semitik dinler olan İslâmiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik’te farklı uygulamalar şeklinde de olsa, “kurban”, daima temel ibadetlerden sayılıp önemini korumuştur…

YAZININ BULUNUŞU

Günümüzde “” yazının bulunuşu ile başladığı kabul edilir.

Yani tarih yazı ile başlar…

Yazı ise ilk olarak Sümerliler tarafından bulunmuştur.

Sümerliler, M.Ö.3500 yıllarında Orta Asya’dan Mezopotamya’ya gelerek yerleşen, Asya kökenli içinde Proto Türkler’in de (Ön Türkler) yoğun bulunduğu Asyenik kökenli karma bir topluluktur.

Bu karma topluluğun Mezopotamya’da birliktelikleri ise tek bir devlet şeklinde olmayıp ayrı ayrı şehir devletleri şeklindeydi.

Hepsinin kendi içinde müthiş bir yardımlaşma kültürü vardı.

Su kanalları, yollar ve şehir surları gibi yoğun emek isteyen zor işler müştereken yapılıyordu.

Yine bu toplumsal yardımlaşma kültürleri sonucu olarak, tanrılara sunacakları kurbanları da önce rahiplere teslim ediyorlar, rahiplerde bu kurbanları daha sonra dini ritüeller eşliğinde topluca onlar adına tanrılara sunuyorlardı.

Kurban yönteminden kaynaklı, bu toplumsal yardımlaşmaya bağlı olarak ziraat ve avcılık/hayvancılıktan elde ettikleri tarımsal ve hayvansal ürünleri de rahiplere teslim etmeye başladılar.

Rahipler de toplanan bu ürünleri, günlük ihtiyaçları nispetinde halka “eşit” bir şekilde tekrar dağıtıyordu.

Mezopotamya’da Sümerlerle başlayan bu ilginç uygulamaya, “mabet sosyalizmi” ya da “teokratik sosyalizm” denilir.

Fakat bu uygulama sırasında kimin neyi, ne kadar getirdiği ya da bunlardan geri ne kadar pay alacağı karışmaya başlar…

Unutmalar, hatalar baş gösterir. Bu durum tam bir kargaşaya sebep olur.

İşte bu kargaşayı önlemek için rahipler kendilerince bir yöntem geliştirirler; Buna göre, kil tabletler üzerine ancak kendilerinin anlayabilecekleri şekilde her şahıs için belli bir işaret, onun karşısına da getirdiği malın resmini yapmaya başlarlar.

Fakat bunda da yine karmaşa olur. Daha kullanışlı çözüm aramaya koyulurlar; İşaretlerle resimleri belirli bir sistem dahilinde kullanmaya başlarlar. Buna göre, ilk olarak her işarete bir sadâ değeri verirler. Böylece her işareti bir hece olarak kabul ederler.

Bu defa da telaffuzu aynı, anlamı farklı sözler (yaz gibi) karmaşa oluşturur. Bunu da başa koydukları özel ayrıcı (dererminatif) işaretlerle çözerler…

İşte, yaş kil üzerine önceleri üçgen uçlu bir kamışla, sonraları ise madeni bir uçla yazılan ve bu işaretlerin de çivilere benzemesine bağlı olarak gelişen yazı sistemine; “” denilmiştir !

M.Ö.3200 yıllarında kurban ve imece ile başlayıp… Yazının bulunuşu ile neticelen bu çok önemli gelişme, “Tarihin başlangıcı” olarak kabul edilir.

KAYNAK :


SON DAKÄ°KA HABERLERÄ°
İLGİLİ HABERLER

kayseri escort kayseri escort bul